Gümüşhane Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünü okumakta iken Erasmus programına başvurdum. Edindiğim tecrübelerin bir kısmını sizlere paylaşmak gerekirse; başka ülkeleri gezmek, değişik kültürleri, medeniyetleri öğrenmek ve en önemlisi yerinde yaşamak insana farklı bir düşünce katmaktadır. Bu durum tüm insanlar için de geçerli olmaktadır. Bölümümüz gereği sürekli Avrupa'daki ülkeleri kitaplardan teorik olarak araştırmıştık. Sosyal, siyasi ve iktisadi sistemlerini detaylı olarak inceleme fırsatına sahip olmuştuk. Bunların üzerine gidip yerinde yaşamak ve gözlemlennek hem deneyim katmakta hem de teoride öğrenilen bilgilerin kalıcı olmasını ve teoriğin ne kadar pratiğe uygulandığını öğrenmiş olabilmektesiniz. Bu bağlamda erasmus programına başvurduğum ilk günden program bitişine kadar sürekli farklı düşüncelere karşılaşarak bilgisel olarak ilerleme sağlama fırsatını buldum.

Program süresi boyunca gerek Almanya'daki Münster Üniversitesi gerekse dolaşma fırsatına sahip olduğum diğer ülkelerde yaşayan vatandaşlarla aşırı derece diyalog kurma imkânına sahip oldum. Bunların Türkiye'ye bakış açılarını öğrenme fırsatına ve içlerinde yaşadığınız sürece etnosentrizmin nasıl işletildiğine sahip oldum. Devamında seküler bir hayatın nasıl yaşanıldığına, Avrupa'da kilise kurumunun nasılda toplum üstünde sıfır etkiye sahip olunduğuna tanık oldum. Ama unutulmaması gerekir ki Erasmus programının temel amaçlarından birisi kültür değişimi programı iken bunun kültür kaybına ya da değişimine sebep olmaması ki bunun özellikle Türkiye'den gelen öğrencilerde çok rahat bir şekilde fark edebilirsiniz. 

Erasmus programı boyunca tartışılan başka bir konuyu tek cümleyle açıklamak gerekirse; "Avrupa daha kendi dinini bilmeden İslamiyet'i eleştirmekte, cevap vermeye çalışanlar ise daha kendi dinlerini bilmemektedirler." Maalesef, doğu ve batı ideoloji bunalımı içerisinde olduğunu çok rahat fark edebilme imkânına sahip olabilirsiniz.

Program süresi boyunca kazandığım en önemli kısım ise edinmiş olduğum arkadaşlıklar ve yurtdışında Avrupa'nın her tarafından gelmiş olan öğrencileri Türkiye'ye olan bakış açıları ve sosyal-siyasi kavramların Türkiye ve İslam dünyası üzerinde nasıl uyguladıkları olmuştur. Bir diğer kazanımlarınndan birisi ise Türkiye olarak çok çok fazla çalışmayı sağlamak her alanda ve kendi içimizde birlik, bütünlük, adalet sağlayarak ileri bir seviyeye gelebilmektir. Çünkü Avrupa'da yükselen ırkçılığın gelecek yıllarda daha da yükseleceği küçük devletlerin yeniden oluşmaya başlayacağı bununda Avrupa'yı yeniden bunalıma sürükleyeceği ortadadır. Böylesi bir durumda Türkiye devleti çok daha ileride olması gerekir. Tek cümleyle yapılması gereken devlet kurumlarındaki görevleri işini en iyi bilene ve en iyi yapana vermeli ve görevi alan kişinin adaletli davranması çünkü Avrupa'nın mevcut durumda bizlerden ileri olmasını sağlayan en büyük etken de işleyişlerinin bu şekil olmasıdır. 

Sonuç olarak program süresi boyunca yardımlarını hiç esirgemeyen ve Erasmus anlaşmasını gerçekleştiren bölüm koordinatörümüz Asist. Prof. Metin Aksoy hocama yine aynı şekilde programın her aşamasında yanımızda olan koordinatörümüz Uzm. Nazlı Aykan'a bölüm hocalarımdan maillerini hiç eksik etmeyen Asist. Prof. Ali Çiftçi ve Asist. Prof. Kadir Sancak hocama sonsuz teşekkürlerimi sunarım. 

Ahmet KÖÇER